25 MAYIS 1970 KONYA
25 MAYIS 1970 KONYA
Tüm ülkede çığ gibi yükselen personel kanunu protesto ve yürüyüşlerinde sıra Konya'ya gelmişti.
Personel kanunundaki adaletsizlikleri, haksız uygulamaları gören assubaylar birliklerde, ordu evlerinde ve aile ortamlarında bu konuyu tartışarak, eşlerinin ve çocuklarının katılımıyla şehirde protesto yürüyüşü kararı aldılar.
Bu mücadelede yer alan, o günlerde görev başında olan assubayları ve emekli assubayları, ailelerini,onların vefakar cefakar mücadele ruhlu eş ve çocuklarını şükran dolu yüreğimizle saygıyla anıyoruz.

O onurlu mücadele günlerini asb.yazar. merhum Sayın İsmail Onarlı'nın anılarından okuyalım..
Sıra Konya'ya gelmiştir.
Tarih; 25 Mayıs 1970'tir. “Ne olursan ol, yine de gel!” diyerek tüm dünyayı aşk ve hoşgörüyle kucaklayan sevgili Mevlana'mızın mübarek diyarında da assubay eşleri, yanlarına çocuklarını da katarak, yürüyüş yaparlar ve yasa taslağındaki haksızlıkları protesto ederler.
Konya da ki eyleme katılanlar, o günü kolay kolay unutamayacaklarını söylerler.
“Yirmi yaşında gencecik bir assubaydım. Aklım bir karış havalardaydı daha. Konya'da da haksızlıklara dur demek için yürüyüş kararı alınmıştı. Çalışan ve emekli Assubay aileleri çok büyük bir çoğunlukla katılmıştı bu yürüyüşe. Eşler, komşular, yakınlar ve akrabalar, çocuklar ve hatta hiç tanımadığımız gençler,öğrenciler.Sırf emrivakiyle yapılan bir haksızlığa dur demek için bizimleydiler.Yürüyüş korteji kocamandı.Hiçbir siyasi slogan atılmadan yürüyorduk.Sanki bir şenlik,bir festival yaşanıyordu.Öylesine kutsal bir coşku vardı. Bayramdı sanki, bayram !
Kenardan izleyen siviller de bu coşkulu protestoya alkışlarla eşlik ediyordu.Gülümseyen yüzlerle sessiz ama bir o kadar anlamlı 'dur' diyorduk zalimin adaletsiz hükmüne. Bizler halkın arasındaydık. Destekleyen, alkışlayan ve haklı olduğumuzu bilen halkımızın. Sivildik ve sanki kortejin koruma duvarı gibi hareket ediyorduk. Kimse yürüyen ailelere zarar vermesin diye tüm olayları, hareketlenmeleri gözetliyorduk. Bir olay çıkmadan, kendimize ve şanımıza yakışır şekilde eylemimizi tamamlamayı düşünüyorduk.
Alaaddin Meydanı'na yöneldiğimizde ortalık ısınmaya başladı.Orduevine yaklaşmıştık.Polis bizi meydana sokmak istemiyordu.Biz girmek istiyorduk, onlar engel olmak istiyordu. Ortalıkta yüksek bir gerilim vardı artık. İlk kim başlayacak diye herkes bir diğer tarafa bakıyordu. Polisler kararlıydı ama biz de. Yürüdüler.Yürüdüler çocukların üzerine, Kadınların üzerine. İtelediler halkı. İtelediler kakaladılar insanları. Sonra kaçınılmaz an geldi, çatışma başladı. Cop sesleri yankılandı meydanda. Kadın ve çocuklara rastgele savrulan coplar.Su sıkmalar, yumruk sallamalar, tekme savurmalar.
Kortejin kenarında koruma yapan sivil muvazzaflar olarak, eş ve çocuklarımızı ve bizi destekleyen dostlarımızı savunmak üzere harekete geçtik. Bizimle birlikte sivil insanlar da başladı polisin hal tarzını, zalimane tutumunu protestoya. Hele o hiç tanımadığımız öğrenci grupları yok mu, bizden daha ateşliydi onlar. Herkes korteje destek veriyor, alkışlıyor, ıslıklıyor, polisleri yuhalıyordu.
Olayların gitgide büyüdüğünü gören Yürüyüş Komitesi, eylemi sonlandırma kararı aldı. Polisin göstermekten imtina ettiği sağduyuyu biz gösteriyorduk. Daha vahim sonuçlar yaşanmaması için böyle olması gerekiyordu elbette, Bu esnada gözaltılar yaşandı, tutuklamalar, yaralanmalar oldu.
Dedim ya aklımız bir karış havadaydı diye, benim çağımda olan pek çok genç arkadaşımın bütün bunlardan haberi dahi yoktu. Kimisi ise çok sonradan öyle bir duymuş, burun kıvırmıştı işte.”
Konya da ki assubay yürüyüşlerini etkisi, Ülke çapında protestolara katkısı büyük oldu, Hükümet ve genel kurmay düşünmek zorunda kaldı,taslaklar yeniden ele alındı.
Rahmetli meslektaşım İsmail Onarlı'nın tarihimize ışık tutan anılarına benimde katacaklarım var elbette.
1969 Eylülünde Konyadaki 9. Ana jet Üs.Bkm.K.lığı Hidrolik atölyesinde yeni göreve başlayan üç devre arkadaşından biriydim.1970 yılında biz çömezlere kırk satır mı kırk katır mı misali, senelik izin seçeneği ya Ekim - Kasım ya da Nisan - Mayıs ayı önerildi.
Bana mayıs ayı çıktı ve izne ayrıldım.
1970 Mayısında, 20 günlük senelik iznim bitmiş, birliğe dönmüş, lojmandaki bekar misafirhanemdeki odama yerleşmiştim. Oda arkadaşım Şevket abi personel şübesinde görevli çok değerli, bilgili bir ağabeyimdi. O günlerde personel kanunu çalışmalarını konuşuyorlar, birbirleriyle tartışıyorlardı. Benimse tüm dünya memleketimde bıraktığım karagözlümdü. Her ne kadar bu konuların dışında gibi gözüksem de, gün geçtikçe ülke sorunları yanında mesleki sorunlar ve çözüm arayışları da dikkatimi çekiyordu. Sol ideolijide yoğrulmuş yapım tüm olanlara duyarsız kalmamı engelliyordu.
Olayların önceki gelişiminden haberdar değildim. Personel kanunu ile ilgili tartışmaları şeflerimiz, büyüklerimiz yapıyordu, bizler hatlarda, uçak başlarında çalışmaktan, bu tartışmalara katılmamıza zaman kalmıyordu.
23 mayıs Cumartesi nizamiye nöbetinden çıktıktan sonra, öğlene kadar hava lojmanları misafirhanesinde dinlenip, öğleden sonra şehre indim. O ara ordu evinde toplantı olduğunu gördüm, pazartesi eşlerinin yürüyüşü ile ilgili dediler. Yukarıda arkadaşın dediği gibi bende başında kavak yelleri esen 8 aylık astsubaydım. Ordu evinde kara kuvvetlerine mensup astsubay arkadaşlarla yapılan toplantıya bende katıldım. Tüm olanlara duyarsız değildim. O günlerde ülke personel kanunu protestoları ile çalkalanıyor, ama basında haberlerde kimse astsubaylarda bahsetmeyi göze alamıyordu. Konya ordu evi sinema salonundaki bu toplantı genel kurmayın emriyle yapılıyordu. Salon genelde kara kuvvetleri mensubu kıdemli asts ubaylarla doluydu. Bende sivil giysilerimle sinema salonuna girip arka sıralarda bir yerlere oturdum. Konuşan sanırım kara kuvvetlerinden bir generaldi, personel kanunu yürüyüş ve tepkileri ile ilgili konuştu, eşlerinizi yürütmeyin dedi, Olacakların sorumlusu sizsiniz, bu kanunla ilgili çalışmalar devam ediyor, gerekli düzenlemeler yapılacak gibi laflar etti, biraz umut verdi, birazda tehdit etti.
O günlerde hafta sonların mesai 2.emirdi. Yürüyüşlerin engellenmesi için her yol deneniyordu.
Ertesi günde mesaide idik, yürüyüş yapıldığını ve gelişimini, olayları, o gün lojmanda evli arkadaşlardan öğrendik, hatta bir gün önce pazar akşamı Karatay akşam lisesindeki bayan kurs (üniversiteye girebilmek için lise fark dersleri kursu) arkadaşlarımıza bizim yerimize siz de yürüyün demiştik. O günün akşamı, havacı 1968 li Zekeriya İstanbulluoğlu, Erdal Tuna ve ben kurs gittiğimizde, kurstaki kız arkadaşlarımız yürüyüşe katıldıklarını söylediler.
Polisin yürüyüşe katılanları Alaaettin meydanına sokmadığını, çok sert davrandığını, joplarla, tekme tokat kavgaların çıktığını, ufak çocukların ezilme tehlikesi geçirdiğini anlattılar.
Yürüyüş sonunda bazı muazzafların, ifadelerinin alındığı ve bazılarının ihraç edildiği, bazı arkadaşların kuvvet değiştirdiklerini duydum.
Bu olaylarla ilgili ne yazık ki hafızamda fazla bir şey yok, hatırlayabildiklerim bunlar. O aralar Adana'ya sık sık uçuşlar için intikal olurdu, daha sonra intikale mi gittik, kursa mı gittik bilemiyorum.
O yıllar Konya da beraber olduğum arkadaşlarla diyalog içine girince bazı hatırlamalarımız oluyor. bu konuda sağlıklı bilgi akışına ulaştıkça bu konuyu daha da aydınlatacağımızı umuyorum.
Konya TEMAD'ın Değerli yöneticileri ve üyelerinden bu konuda, geçmiş mücadelemizi aydınlatacak bilgi ve belgeleri bizlerle paylaşmasını bekliyoruz.

Yorumlar
Yorum Gönder