MAYIS 1970 ANKARA SIHHIYE YÜRÜYÜŞÜ - ABDULLAH İNALER




       ASTSUBAY HAKLARI İÇİN O GÜNLERİN ZOR KOŞULLARINDA SOKAKLARA DÖKÜLEREK YARINLARIN VE GELECEK NESİLLERİN ÖNÜNÜ AÇMAK, HER TÜRLÜ BASKI VE ZÜLÜME KARŞI DİRENEREK, YARINLARINI ZORA SOKARAK KORKUSUZCA YÜRÜYEN, SESLERİNİ TÜM ÜLKEYE DUYURAN CEFAKAR,VEFAKAR, KAHRAMAN ASTSUBAY EŞLERİNİ VE ONLARA DESTEK OLAN DEĞERLİ ASTSUBAY AĞABEYLERİMİZİ  BU ANLAMLI GÜNDE SAYGIYLA ANIYORUZ..


       Mayıs 1970 ülke kaynayan kazan, adaletin olmadığı bir ülke, Amerikan uşağı faşist bir yönetim iş başında işçi memur tüm emekçiler eziliyor, her yerde grevler, yürüyüşler, üniversitelerde olaylar, kavgalar, ama polise ve faşist orduya rağmen herkes işçisiyle ,öğrencisiyle, öğretmeni doktoruyla sokakta.. hak ve adalet mücadelesinde. hatta polis bile bir ara mola verip, bu parayla vatandaşın tepesine jop vuramam, bende yürüyeceğim diyerek tepkisini sokaklarda  yürüyerek gösteriyor.
O gün gerçekten kaybedecek hiç bir şeyleri olmayanlar, canına tak diyenler, hak ve adalet için sokaklardaydı..

       Ordunun emekçileri astsubayların eşleri de bu hak ve adalet kavgasında eşlerini onurla temsil ettiler.16 mayıs 1970 de  Malatya da başlayan ilk tepki yürüyüşleri 22 ve 23 Mayıs 1970 de  ANKARA'DA devam etti, astsubay eşleri, emeklileri çoluk çocuk sokaklara döküldüler.




                                                                  ANKARA : 23 MAYIS 1970

        Ankara da da Siirt olduğu gibi tepki yoğundu, ülke genelinde zaten personel kanununa karşı büyük tepki vardı,
Astsubaylar eşleri vasıtasıyla  Ankara Kızılay meydanında yürüyerek boy göstermek, kendilerine yapılan haksızlığı orada da dile getirmek için çalışmalara başlamışlardı. Astsubay eşlerinin Ankara’da da bir yürüyüş için hazırlık yaptıklarını öğrenen Milli Savunma Bakanlığı ile Kuvvet Komutanları bunu önlemek için harekete geçti. Kuvvet Komutanları garnizon ve birliklere sert birer emir yayınlayarak bu yürüyüşün yapılmasını önlemeye çalıştılar.
Birliklere üst düzey komutanlar gönderilerek yürüyüşlerin önünü kesmek istediler. çoğu birliklerde yürüyüşleri engellemek için hafta sonları da mesai vardı.

''23 Mayıs 1970 Konya hava üssü nizamiyesinde nöbetçi, pazarda nöbet istirahatlisiydim, öğleden sonra şehre indiğimde, ordu evine uğradım. Ordu evi sinemasında toplantı var dediler, kara kuvvetlerinden bir komutan gelmiş,
personel kanunuyla ilgili konuşma ve bilgilendirme yapacak dediler..
Toplantıya bende katıldım, amacı 25 Mayısta Konya da yapılacağı söylenen astsubay eşlerinin yürüyüşünü engellemekti, demek ki nöbetçi olduğum gün Ankara da astsubay eşleri yürüyordu''

Yürüyüş ve protestoların MSB yayınladığı emirler ile durmayacağını anlayan Kuvvet Komutanları ve hükümetin Savunma Bakanı, ikinci bir önlem olarak, eylemleri düzenlediğini düşündükleri TEMAY Genel Başkanı'na baskılara da başladılar. kendilerine yürüyüşlerin derhal durdurulmasını bildirdiler..

..


Tüm engellemelere rağmen 23 Mayıs 1970 tarihinde Ankara Meydanları bir ilke tanık oldu ve Astsubay Eşleri hak ve adalet arama yürüyüşlerini gerçekleştirdiler. hem de Ankara merkez komutanlığı ve polisin tüm önlemlerine rağmen.
                                                         Ankara, Mayıs 1970 olaylarının en     zorlusu, en direnişlisi ve mücadele ruhu yüksek, tepkilerin en yoğun dile getirildiği yerlerden biriydi. Günlerden Cumartesi, 23 mayıs 1970 umulmadık derecede yoğun bir katılımla, Ankara'da gövde gösterisi anlamında güçlü bir yürüyüş yapılır. Bu yürüyüş esnasında ne yazık ki, kendileri de bu yasadan muzdarip durumda olan toplum polislerimizle çatışmalar yaşanır. Polislerin astsubay eş, yakınları ve çocuklarına acımasızca saldırısını kenardan izlemek zorunda olan bazı astsubay arkadaşlar, bu zülme dayanamayıp  ortaya atılarak, tepkilerini gösterip, polislerle çatışmaya girer, bazı sivil kıyafetli astsubaylar yürüyüş kortejindeki coşkuya yürüyerek ortak olurlar.
Bu arada genel kurmay  ve mit boş durmaz, yürüyüşe katılanların resimleri ve filimleri çekilir, Basının objektifine takılan ve  haber olarak yayınlamaya cesaret edemediği fotoğrafları askeri istihbaratçılarla paylaşmaya çekinmez. istihbaratçılara yakalananları kötü bir sürpriz bekler. Eylemlerin hemen sonrasında bu arkadaşlarımız kimlikleri anında tespit edilip ve apar topar sicil yoluyla ordudan ilişikleri kesilir..


                                                    


* O gün Ankara da olup olayları bire bir yaşayan astsubay arkadaşlarımız Ankara Yürüyüşünü şöyle anlatıyorlar..

“Bize çok büyük bir haksızlık yapılmıştı. Yasalar nedeniyle elimiz kolumuz bağlıydı. Hakkımızı arayan ne bir sendikamız vardı, ne de örgütümüz ve siyaset bağlantımız vardı. Tüm bunlara rağmen yapılan haksızlığa dur demek ve astsubayları yok sayan  uygulamaları protesto etmek gerekiyordu. Bunu aklımıza koymuştuk. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri bağlısı astsubayların eş ve çocuklarının katıldığı büyük bir yürüyüş düzenledik. Hem de başkent Ankara'da. Biz muvazzaflar, ne olur ne olmaz diye, sivil kıyafetler giymiş ve yürüyüş kortejine kenardan eşlik etmeye başlamıştık. Öyle ya kortejde yer alamazdık doğrudan. Divan-ı Harbe bile verirlerdi adamı. Yasalar çok katıydı bu konuda. Kenardan eşlerimize refakat ederek ama olayların içine de doğrudan katılmaksızın yürüyüşümüzü sürdürüyorduk. Polis, yürüyüşü durdurmak ve dağıtmak için aniden saldırıya geçti. Eş ve çocuklarımız coplandı. Üzerlerine tazyikli sular sıkıldı. Bir anda ortalık karıştı. Polis, egemen güçlerin emrini yerine getirmek için gözünü karartmıştı acımasızca jop sallıyordu, besbelliydi. Kadın, çocuk dinlemiyor ve hınçla saldırıyorlardı. Kime nasıl denk gelirse vuruyorlardı.



Assubay eşlerinin İzmir protesto yürüyüşü

Astsubay eşlerinin İzmir yürüyüşünde polisin şiddeti..

Kenardan birer refakatçi olan biz sivil kıyafetli astsubaylar, şaşkınlığımızı atlatır atlatmaz hemen eş ve çocuklarımızı korumak üzere, harekete geçtik. Polisin bize karşı koyacağını bekliyorduk ama bu kadar acımasız olacaklarını hiç düşünmemiştik. Eş ve çocuklarımızı korurken pek çoğumuz kendimizi bir anda olayların içinde bulduk. Fotoğraflar peş peşe çekiliyordu. Yaralanmalar, düşmeler, kalkmalar, cop sesleri.... 
İzmir'de yürüyüş yapan Assubay eşleri polislerle çatıştı


Yürüyüş izni almaya unutan astsubay eşleri dün İzmir de kendilerine mani olmak isteyen polislerle çatışmışlardır. Kundaktaki bebekleri, yaşlı nineleri ile kanunsuz yürüyüş yapmak isteyen astsubay eşleri polisin kurduğu bütün barikatları ölümü bile göze alarak geçmişler ve kendilerine mani olmak isteyen polise 
'' Ayıp ayıp sizin karılarınızda sessiz yürüyüş yapacak, o zaman onlara da böyle saldıracak mısınız. ''diye  bağırmışlardır.

İKİ BİN HANIM

Konak meydanında toplanan 2000 ne yakın astsubay eşi ve ailesi konak meydanında yürümeye başlayınca toplum polisine alarm verilmiş. Kortejin yürüyüşünü engellemek istemişler, ama cesur ve yürekli astsubay eşlerinin mukavemetiyle karşılaşmışlar, polislerle tartışarak barikatı yaran astsubay eş ve aileleri yürüyüşe devam etmiş. Bu arada astsubay eş ve çocuklarına saldıran polise, kenarda yürüyüşü kontrol eden astsubaylar ve sivil öğrenciler müdahele etmiş ve büyük çatışmalar sonunda, yaralananlar olmuştur.
O gün bir çok arkadaşımız  gözaltına alındı. Yürüyüş sonunda herkes kendi derdindeydi, eşlerimiz tutuklanan eşlerinin peşinde polislerle çatışmaya girmişti, bir çok ocağa ateş düştü, Yaka paça götürülenlerden  uzun bir süre haber alınamadı. Tutuklanmalar, mahkemeler, hapisler ve sessiz sedasız atılmalar birbirini takip etti. ordudan atılmayanlar devre kaybetti, sürgün yedi.”


                                                                            **


Mayıs 2013 Ülke halkı dini fetvalarla uyuyor, her köşede lokma makineleri vatandaş doyuruluyor, kapı önlerinde kömür çuvalları seçim rüşveti, arsızlık, hırsızlık almış başını gidiyor, tüm ülke zenginlikleri yandaş dincilere peşkeş çekiliyor, ülke parsel parsel satılıyor, ulusal değerler yok ediliyor, Türk bayrağı sallamak yasak, Türk'üm demek yasak, kürdüm demek ayrıcalık, adalet yok, ülke bu kez faşist Amerikan uşağı bir iktidarın elinde, Amerika Türk ordusunun elini kolunu bağlamış, yurtsever Atatürkçüler ordudan ihraç ediliyor, iftiralarla hapse atılıyor, iktidarın kendi polisi, kendi mahkemeleri ve artık kendi ordusu var.
Sokaklarda sesler kesilmiş, polis baskısı, biber gazı, tazyikli su jop faşizmin tüm gücü halkın üzerinde ,vatandaş suskun, bezgin yılgın, basın satın alınmış tehdit edilmiş, herkes iktidarın şakşakçısı. .ülke adım adım bölünme noktasına getirilmiş.

Şu anda da ekonominin çok iyi olduğunu, milli gelirin yükseldiğini iddia eden AKP hükümeti yandaşlarını, din adamlarını,. imamları ihya ederken astsubaylara ayni cömertliği göstermiyor, sadaka gibi maaş artışlarıyla adeta dalga geçiliyor, subaylarsa her zaman bu pastanın en büyük dilimini alıyor.
On yıldır iktidarda olan AKP hükümeti iyileştirme vaatleri ile astsubayları oyalamakta ,aksine ordunun emekçilerini de  taşaronlaştırma sistemiyle köleleştirmektedir.

Ve her türlü suçluyu affeden bu devleti, bizleri üvey evlat muamelesi yapan yıllarca haklarımızı gasp eden genel kurmayı ve bizlere sırtını dönen meslektaşlarımızı, dernek yöneticilerini bizde hiçbir zaman affetmeyeceğiz ve hakkımızı helal etmeyeceğiz.



Assubay eşlerinin istanbul Haramidere yürüyüşü


BU MÜCADELE YILLARIMIZDA O GÜN Kİ MÜCADELENİN İÇİNDE OLAN, ESKİŞEHİR DEKİ ASSUBAY EŞLERİ MÜCADELESİNE ASSUBAY ÇAVUŞ RÜTBESİYLE, TÜM GELECEĞİNİ RİSK EDEREK KATILAN, KENDİNİ BU MÜCADELEYE ADAYAN VE YÜRÜYÜŞE ANNESİYLE KATILAN,KENDİSİYLE ONUR DUYDUĞUMUZ DEĞERLİ ARKADAŞIMIZ ZEKİ ÖZDİL'İN TARİHİMİZE IŞIK YUTACAK BU NOTUNA BİR GÖZ ATALIM..


 EVET SEVGİLİ ASSUBAY ARKADAŞLARIM,

YUKARIDA ANLATILANLAR AYNIYLA DOĞRU OLUP ESKİŞEHİR HAVA ÜS'SÜNDE GÖREVLİ BİR ASSUBAY ÇVŞ. OLARAK BEN DE BU HAKSIZLIĞA KARŞI MÜCADELEDE 1916 DOĞUMLU ANNEMİ ALARAK (1995'TE RAHMETLİ OLDU) ESKİŞEHİR HAVA HASTANESİ ÖNÜNDEN BAŞLAYARAK ODUNPAZARI'NA KADAR PROTESTO YÜRÜYÜŞÜNE KATILDIM.
 MAYIS 1970, OLAYLARIN BAŞLAMA TARİHİ, ARADAN 44 YIL GEÇTİ. BU SÜRE ZARFINDA MAYIS 2014 TARİHİNE GELDİĞİMİZDE, YİNE ESKİ TAS ESKİ HAMAM.
 ASSUBAYLARIN YASAL HAKLARI GASP EDİLMEYE DEVAM EDİLİYOR, İNTİBAKLARI YAPILMIYOR, SUBAYLARIN ALDIĞI 6 TAZMİNATTAN ASSUBAYLARA HİÇBİRİ VERİLMİYOR.

1970 VE 1975 ASSUBAY OLAYLARINA KATILANLARA SİCİL AFFI ÇIKMIYOR, YÜKSEK OKUL MEZUNU MEMURLAR 9/2'DEN GÖREVE BAŞLATILIRKEN YİNE YÜKSEK OKUL MEZUNU ASSUBAYLAR 9/1'DEN YANİ NORMAL DEVLET MEMURLARINDAN BİR KADEME ALTTAN GÖREVE BAŞLATILIYOR, LOJMAN KONTENJANLARI %65 SUBAYLARA %35 ASSUBAYLARA, AYRICA SUBAYLARIN DOLDURAMADIĞI KONTENJANLARA ASSUBAYLAR ŞARTLI OLARAK GİRİP HERHANGİ BİR TARİHTE O BİRLİĞE SUBAY TAYİN OLURSA LOJMANI TERKETME KOŞULUYLA VERİLİYOR. 
SUBAYLAR 1970 YILI DAHİL LİSEDEN SONRA 2 YIL HARP OKULLARINDA OKUDUKTAN SONRA SUBAY NASBELİYORLARDI 1971-1973 YILLARINDA HARP OKULLARI 3 YILA ÇIKTI, 1974 HARP OKULU MEZUNLARI İSE 4 YILLIK HARP OKULU MEZUNU OLARAK GÖREVE BAŞLATILDI ANCAK, 1970 VE DAHA ÖNCE HARP OKULLARINDAN MEZUN OLAN SUBAYLAR ÇIKARTILAN KANUNLARLA DÖRT YILLIK HARP OKULU MEZUNLARI İLE AYNI DERECE VE KADEMEDEN İNTİBAKLARI YAPILARAK MAAŞ ALMAYA HAK KAZANDIKLARI HALDE, 2003 YILINDA YÜKSEK OKUL MEZUNU OLAN ASSUBAYLARIN DAHA ÖNCEKİ NASIPLI ASSUBAYLARA SUBAYLARDA OLDUĞU GİBİ İNTİBAKLARI YAPILMADI.

ASKERİ HASTANELERDE SUBAY, ASSUBAY AYIRIMCILIĞI, ASKERİ KAMPLARDA SUBAY ASSUBAY AYIRIMCILIĞI, YURT DIŞI KURS VE DAİMİ GÖREVLERDE ASSUBAYLARIN KONTENJANLARININ SUBAYLARIN LEHİNE DEVAM ETTİĞİ,SUBAYLAR YURTİÇİNDE VE YURT DIŞINDA EĞİTİM İZİNLERİ ALDIKLARI HALDE ASSUBAYLARA BU HAKTAN YARARLANDIRILMADIĞI VE DAHA BİR ÇOK KONUDA SUBAYLARA TANINAN HAKLARIN ASSUBAYLARA TANINMADIĞI, ASSUBAYLARIN HAKLARININ ALINACAĞI HAKKINDA MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞINCA "ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR" OYALAMALARI İLE ZAMAN KAZANILDIĞINA ŞAHİT OLUYORUZ. 

NİTEKİM 01.MART.2014 TARİHİNDE İSTANBUL İSTİKLAL CADDESİNDEKİ GALATASARAY LİSESİ ÖNÜNDE YAPILAN "ÖLÜM ORUCU AÇIKLAMASI İLE BAŞLATILAN VE 15 MART 2014 TARİHİNDE ANKARA SIHHİYE ABDİ İPEKÇİ PARKINDA BAŞLATILAN ÖLÜM ORUÇLARINA TÜRKİYE'NİN DÖRT BİR YANINDAN KATILAN EMEKLİ ASSUBAYLARIN SAYISI RESMİ RAKAMLARA GÖRE 120 BİNDİR. 
BU GİDİŞLE BU SAYI HERGÜN ARTMAKTADIR. BİZ EMEKLİ ASSUBAYLARIN DERNEĞİ OLAN TEMAD'IN LİDERLİĞİNDE GASP EDİLEN YASAL HAKLARIMIZI ALACAĞIZ!!! GENELKURMAY BAŞKANLIĞININ BASKILARI, MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞININ OYALAMA TAKTİKLERİ, HÜKÜMETLERİN VURDUM DUYMAZLIĞINA BİR SON VERİLMELİDİR. 
SEVGİ VE SAYGILARIMLA.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAYIS 1970 ASTSUBAY EŞLERİ İZMİR YÜRÜYÜŞÜ - ABDULLAH İNALER

MAYIS 1970 VE OCAK 1975 ASTSUBAY EŞLERİNİN HAK VE ADALET ARAYIŞI

OCAK 75 Semih Karaoğlu'nun Merzifon anıları - Abdullah İnaler